ordubey's profileORDUBEYİ EFSANESİPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
ORDUBEYİ EFSANESİMÜCADELESİZ YAŞAM YAŞANMAYAN YAŞAM BİZİM İÇİN |
|||||||||||||||||||||
|
No folders have been shared yet.
ERGENEKON DAVASIMI KİŞSELMİZekeriya Öz'ün teyze oğlu Seyrullah Vatansever'e gözaltı
16/10/2008 http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&ArticleID=903686&Date=16.10.2008&CategoryID=77 Ergenekon savcısı Zekariya Öz hakkında 'Fethullahçılar devşirdi', 'Atatürk için 'Beton Kemal' derdi' sözlerini sözlerini kullanan Öz'ün teyze oğlu Seyfullah Vatansever gözaltına alındı Bülent CİVANOĞLU/ BURSA AŞIK KEMALİ (Kemal BİÇER)KEMAL BİÇER (DİLDEKİ YARALAR)Kategori: ALKIşLA
ANLATIN ARTIK GERÇEKLERİBabası öldü.
Yetim büyüdü. Üvey evlat oldu. Tutuklandı. Hapse atıldı. Sürüldü. İşsiz kaldı. Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne; 'Harcamalarım fazla değil, zira gelirim hep az.' Hastalandı, böbreklerinden. Vuruldu, göğsünden. Mesleğinden atıldı. İdama çarptırıldı. Kardeşleri öldü. Çocuğu olmadı. Boşandı. Karaciğeri iflas etti. Evet...
Mustafa Kemal Atatürk bu...
Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın...
Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız. Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan
ibaret değil çünkü... Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar. İşte liste yukarıda.
Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse gelmiş...
Bunu anlatın... Direnen, teslim olmayan ruhu anlatın ..
Korkmasınlar engellerden. Korkmasınlar yalnız kalmaktan. Korkmasınlar işsizlikten... Korkmasınlar parasızlıktan. Korkmasınlar alçaklardan. Korkmasınlar doğrulardan. Yürek dediğin...
Sadece organ değil Bunu anlayın !!! AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasini protesto ediyoruz!!! Ulusal bilincimizi yavaş yavaş yok etmelerine izin vermek istemiyorsanız bu elektronik postayı iletebileceğiniz kadar iletin !!! Bir Anı ...
İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler...
Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır. Yaveri; 'Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye böylesiniz?' der. 'Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı. Setremi yastık yaptım üşüdüm. Uyumadım kalktım' der. Yaveri; 'Aman paşam! Birimize haber verseydiniz. Hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik' der ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir; 'Geç fark ettim. Hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam degil, milletimin rahat uyumasi ..' ATAMIZ SAYESİNDE ÖYLE RAHAT UYUYORUZ Kİ; HALA UYANAMADIK !!! ÖNEMLİ NOT: Bir sürü saçma e-postayı ONLARCA kere birilerine gönderip dileklerinizin gerçekleşmesini bekleyeceğinize, lütfen bunu iletin !!! UYARI“paran kadar harca kartın esiri olma” 02.08.2008
Son günlerde bankacılık sektöründ Tüketici Hakları Merkezi TÜ-MER Genel Başkanı Ömer KESER’in konuyla ilgili açıklaması aşağıdadır. Son on yılın tüketici şikâyetlerinde ilk sıraları kaptırmayan bankacılık sektörü, bozuk siciline her geçen gün yenilerini eklemeye devam etmektedir. İlk zamanlar tüketicilerin yaptığı kayıt dışı ekonomiye son vermek ve tüketicilere güvenli alışveriş sunmak gibi masum düşünceler ile başlatılan plastik kart kullanımı, yüksek faiz oranları, fahiş işlem ücretleri, kart aidatları ve daha birçok uygulama ile adeta tüketicilerin kâbusu haline getirilmiştir. Tüketiciler korku içinde bir sonraki ayın hesap özetini bekler bir hal almıştır.
Özellikle yasal olmadığı ve iadesi yönünde alınan binlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, Tüketici Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına rağmen, kart aidatının ısrarla alınacağı yönünde bankacılık sektöründen gelen sesler adeta korku filmi sahnelerini andırmaktadır. Günümüzde yaşanan ve olağan hale gelen boşanmaların artması, ailelerin dağılması yanında kart borcu nedeniyle intihar ederek hayatına sona veren insan manzaraları dahi bankacılık sektörünü bu hukuk ve etik tanımaz tavrından vazgeçirmemektedir.
Yasal düzenlemeler hiçe sayılarak köşe başlarında dağıtımı yapılmaya devam eden kredi kartları, Türkiye tüketicisi için toplumsal bir yara haline dönüşmüştür.
2007 yılı ve 2008 yılı ilk çeyreği baz alındığında dünya finans sektörünün aksine tarihi kar oranlarına imza atan ülkemiz bankacılık sektörü sivil toplumdan gelen tüm çağrılara rağmen yüksek faiz oranlarından, kart aidatlarından ve fahiş işlem ücretlerinden vaz geçmediği gibi yaptığı işleri meşrulaştırma çalışmalarına devam etmektedir.
Artık kronik bir boyut alan bu toplumsal yaraya el koymanın vakti gelmiştir ve geçmektedir. Bu nedenle Türkiye tüketicisini tepkilerini göstermek amacıyla kredi kartlarını kullanmamaya, iptal ettirmeye ve bu amaçla TÜ-MER tarafından hazırlanan “paran kadar harca kartın esiri olma” kampanyasına destek olmaya davet ediyoruz.
Bu kampanya ile tüketiciler geçmişte olduğu gibi kartsız ve dertsiz güzel bir hayata başlangıç yapma fırsatını tekrar yakalayacaktır.
Ayrıca bu kampanya ile toplumumuz; günümüzde reklam, tanıtım, kampanya vb. enstrümanlarla tetiklenen ve çağımızın vebası haline gelen “tüketim çılgınlığı” hastalığının tedavisine başlayacak; böylece toplumumuzun ana yapıtaşlarından olan “kanaat”i tekrar ana karakteristik özelliklerinden biri haline getirebilecektir.
Bu düşüncelerle kampanyamıza logo olarak, içinde bulunduğumuz durumu en iyi şekilde özetleyeceğine inandığımız ve Karikatürist İlhan NALBANT beyefendinin bu kampanya için özel olarak çizdiği karikatürü tayin ettik.
Kampanya destek vermek isteyen tüm kuruluşlar, örgütler ve tüketicilerimiz, diğer siteler için hazırlanan “banner”lar ve kampanya karikatürüne http://www.tumer.org/kampanya.php isimli internet sitesinden ulaşabilecekleri gibi görüş ve önerilerini kampanya@tumer.org isimli elektronik posta adresi ile paylaşabileceklerdir.
Ömer KESER Genel Başkan 0538.275.12.75
TÜ-MER
TÜKETİCİ HAKLARI MERKEZİ
Mimarsinan Mah. Davutpaşa Cad. No:1 Büro:9 Esenler/ İSTANBUL
TEL: (212) 611 10 00 – FAKS: (212) 616 41 00
www.tuketicimerkezi.org – www.tumer.org E- posta: tuketici@tuketicimerkezi.org
YOK OLAN İRADEYE SESLENİŞ-----
TARİH, 14 Ekim 1987. Saat, 11.05. Yer, Ankara Mürted. 4'üncü Ana Jet Üssü'nün pistinde bir F16 frenlerini bırakmış, kulakları adeta sağır eden bir gümbürtüyle hızlanıyordu. Nefesler tutulmuştu. Çünkü 86-0068 kuyruk numaralı O F16, tarihimizde yeni bir sayfa açıyordu. Türkiye'de üretilen ilk savaş uçağıydı. İlk kez test ediliyordu. Haliyle, düşme ihtimali yüksekti. Pilot, 36 yaşında bir binbaşıydı. Şener Koltuk. 'Kelle Koltuk' diyorlardı ona. Haklıydılar... Çünkü bu işi yapabilmek için hakikaten kelleyi koltuğa almak gerekiyordu. Havalanacak, bütün manevraları deneyecek, kelimenin tam manasıyla 'canını çıkaracaktı' hiç uçmamış uçağın... Kalktı, daldı, çıktı, yattı, döndü ve sağ salim indi. 'Tamam' dedi, 'Bu uçar...' * Gözü karaydı, mangal yürekli... Tam çılgın Türk! * Kıbrıs'ta savaştı. F100'le... Bu F100 dedikleri, hesapta avcı bombardıman uçağı ama, aslında soba borusu gibi bi şey... ABD'nin bize envanter dışından kakaladığı uçaklardan... 1953 model! Onunla dağıttı mütecavizi. F104 macerası var bir de... Bandırma'ya inecek, basıyor düğmeye, sol iniş takımı açılmıyor... Komutan, Cumhur Asparuk Paşa... 'Atla' diyor, 'Uçağın canı cehenneme, pilotumdan kıymetli değil...' Atlasa, rutin kontrol için hastaneye gidecek, 28 gün uçuştan men edilecek, kural bu... Uçak arızalı ama, pilot daha arızalı! 'Çorbayı akşam evde içeceğim komutanım' diyor, atlamıyor! Gövde üstü indiriyor uçağı! Hem de öyle indiriyor ki, tereyağından kıl çeker gibi, tekerlekle inse bu kadar olur... Aynı uçağı, 27 gün sonra 'kendisi' test ediyor ve yeniden Hava Kuvvetleri'ne dahil ediyor! * 521 uçağın test uçuşunu yaptı. 521 kez 'maksimum' riske attı hayatını... Bu bir dünya rekoru... Çünkü, binlerce parça ve milyonlarca hesaptan oluşan 'sıfır kilometre' 521 uçağı, düşürmeden indiren başka bir pilot yok dünyada!
* Emekli oldu sonra... ABD'den iş teklifi aldı. Acayip paralar teklif edildi. Gitmedi. 'Ben bu işi para için yapmadım, bu vatanın ne toprağını terk edebilirim, ne gökyüzünü' dedi. Restoran açtı. 'Ticaret yapmak F16 uçurmaktan zor' diyordu arkadaşlarına: 'Buzda kayıyorsun, suya yazı yazıyorlar, dürüstlük yok! Böyle ortamda uçmak mı kolay, ticaret yapmak mı?' * Ve tarih, 13 Haziran 2008... Yer, Ankara Kocatepe Camii... Musalla taşında ay-yıldızlı tabut. Şener Koltuk... Henüz 57 yaşında kalp krizinden vefat etti. Türbana yada Ergenekona kafa yorduğunuz için haberinizin olduğunu sanmıyorum, yazayım dedim... Türkiye, hakkı ödenmez bir kahramanını sessiz sedasız toprağa verdi. Allah rahmet eylesinTÜRBANIN ARKASINDAKİ GERÇEKLERTÜRBANIN ARKASINDAKİ GERÇEKLER BİR BİR ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLAYINCA HALKIMIZ , GERÇEKLERİ GÖRMEYE BAŞLADI , ŞİMDİ SORGULAMADA OLAN HALK, TV KANALINDAKİ KONUŞMALARLA , ÖNE ÇIKAN VE AVRUPADAN İLTİCA AMAÇLI GELEN ÜNÜVERSİTE ÖNLERİNDE , ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖNLERİNDE , GÖSTERİ YAPAN ...ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI YAPAN TÜRKİYENİN FIRANSIZLAR TARAFINDAN , İŞGAL EDİLMİŞ OLMASINI ATATÜRKE TERCİH ETTİĞİNİ SÖYLEYEN , HUMEYNİ HAYRANI NURAY BEZİRGANIN TEKE TEKTEKİ KONUŞMALARI. BAŞBAKAN ERDOĞANIN OĞLU BİR KATİLMİŞSevim Tanürek (d. 1934 (?) - ö. 16 Mayıs 1998), Türk Müziği sanatçısı. 1950-1959 yılları arasında TRT Ankara Radyosu'nda çalıştı. Daha sonra ayrılarak sahne çalışmaları yapmaya başladı. Çok sayıda 45'lik plak doldurdu. Karma Turka serisinden "Hicran" adlı bir albümü yayımlandı. 11 Mayıs 1998'de bir trafik kazası sonucu ağır yaralandı ve beş gün sonra öldü. Tanürek'e çarpan otomobili kullanan, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan idi. Kazadaki sürücü ihmali dava konusu oldu. İSTANBUL - MİLLİYET İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan'ın kullandığı otomobille çarpması sonucu ağır yaralanan ses sanatçısı Sevim Tanürek (64) tedavi gördüğü hastanede öldü. Geçen pazartesi günü meydana gelen kazadan sonra kaldırıldığı Alman Hastanesi'nde yoğun bakıma alınan, beyninde ödem oluşması ve beyin kanaması riskiyle ameliyat edilen Tanürek, suni solunum cihazına bağlanmıştı. Hastanede kaldığı sürede hayati tehlikeyi atlatamayan ve durumu giderek ağırlaşan Tanürek, dün sabaha karşı hayata veda etti. Tanürek, bugün saat 11.00'de TRT İstanbul Radyosu önündeki tören ve Şişli Camii'nde kılınacak öğlen namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Şişli Abide - i Hürriyet Caddesi'nde meydana gelen kazada, Erdoğan'ın kullandığı 34 ABR 93 plakalı Opel marka otomobilin çarptığı, TRT İstanbul Radyosu sanatçılarından Tanürek'e önce Şişli Etfal Hastanesi'ne kaldırıldı, buradan da Alman Hastanesi'ne sevk edilerek yoğun bakıma alındı. Şişli Adliyesi'ne çıkarılan ve Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı Turgay Babacan tarafından sorgulanan Erdoğan hakkında Şişli Cumhuriyet Savcısı Nihat Ergün tarafından "tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hayati tehlike arzedecek şekilde yaralanmaya neden olmaktan" üç aydan 20 aya kadar hapis cezası istemiyle Şişli Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Erdoğan'ın, Tanürek'in ölümü üzerine suçun mahiyeti değiştiğinden tekrar sorgulanabileceği ve ek iddianame düzelenerek tutuklanmasının istenebileceği belirtildi. Tanürek'in özgeçmişi Türk Sanat Müziği Sanatçısı Sevim Tanürek, sanat yaşamına 1950'de Ankara Radyosu'nda başladı. 1959'da TRT'den ayrılarak İstanbul'a gelen ve sahne çalışmalarına başlayan Tanürek, mesleğini uzun yıllar İstanbul'da icra etti.Ahmet Burak Erdoğan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ ın büyük oğludur. Adını medyada birçok kez görmemize rağmen en büyük sansasyonu MB Denizclik Şirketi’nin satın aldığı milyon Dolarlık kuru yük gemisi sayesinde duyulmuştur. Ayrıca rahatsızlığından dolayı TSK’dan çürük raporu aldığı ve askerlik hizmetini yerine getirmediği de bilinmektedir. 1998 yılında meydana gelen elim trafik kazası sonucu ünlü ses sanatçısı Sevim Tanürek’in ölümüne neden olan Ahmet Burak Erdoğan, adli tıp trafik ihtisas dairesi tarafından tamamen kusursuz bulunup aklanmıştır.
NAZIM HİKMET RANBursada havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman, fakir-köylü Hatçe kadına, ırgat Süleymana düşman, sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman, vatan ki bu insanların evidir, sevgilim, onlar vatana düşman... ******* Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : - çürüyen diş, dökülen et -, bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet... BENCE BUNDA BAŞKA ŞEYLER VARERDOĞAN BAŞKA BİRŞEYLERİ HEM TOPLUMDAN HEMDE MUHALEFETDEN
(ZATEN YOKTA ) KAÇIRIYOR....
İŞ ERGENEKON FELAN DEĞİL DAHA BÜYÜK İŞLER VAR BUNDA..
ADAM BÜYÜMÜ YAPIYOR DERİNDENMİ ÇALIŞIYOR ,,,
YADA DAHA ÜNÜVERSİTEDEYKENMİ BAŞLADI ,
YADA BİRYERLERDEN DESTEKMİ GELİYOR ,
HELE BİR BAKIN KOYUN GİBİ GÜDÜYOR ADAM BE....
KERBELA04-02-2007,
Yaralar açılır ,muharrem ayında ,
Canlar parelenir ,muhammed ocağında, Sancılar çoğalır ,medine yolunda, HÜSEYNİM ACINA ,ÇÖLLER AĞLAŞIR. Aşkı peygamber , ehlibeyt aşkı Sevdası ,allah ,alidir tacı, Yezidin zülumu,müminin başı HÜSENİM ACINA ,KULLAR AĞLAŞIR. Darı divanda ,okunur adın , Söylenir dilde,uludan şanın , yıkanmaz çölün,kanlı toprağın, HÜSEYNİM ACINA ,CANLAR AĞLAŞIR. Şehidin kalesi ,kerbela çölü, Muhammed aliden geliyor özü, Kurandan çıkıyor,herdem sözü, HÜSEYNİM ACINA,KUŞLAR AĞLAŞIR. MUHAMMED DUDAĞI BOYNU VURDULAR EHLİBEYT OCAĞIN ,YOLA SUNDULAR, FATMA ANA KUCAĞIN ONSUZ KOYDULAR, HÜSEYNİM ACINA ,DAĞLAR AĞLAŞIR. ZİNCİRE VURDULAR,AİLE EFRADIN ZALİME SUNDULAR,KESİK BAŞIN GÖRMEDİ CİHAN OLMADI NAAŞIN HÜSEYNİM ACINA,GÜLLER AĞLAŞIR Anlamaz cahiller,gözler ,perdedir, Boynun vurdular,biat sendedir, Yezide sundular,kanın yerdedir, HÜSEYNİM ACINA,TAŞLAR AĞLAŞIR ETRAFIN SARIP ,SUSUZ KOYDULAR, MUHAMMED ALİDEN ,ÖFKE ALDILAR, DOĞRUYU YIKIP,EYRİ KILDILAR, HÜSEYNİN ACINA,CİHAN AĞLAŞIR. Ehlibeyt diyen ,sana sarılır, Yezidin adına ,lanet okunur, İmamlık tacın ,özde korunur, HÜSEYNİM ACINA ,CANLAR AĞLAŞIR. ORDUBEYİ OLAYDI ,YOLUNDA BİTAP, SESİNİ DUYAYDI ,ALAYDI HİTAP, ŞEHİDİN EFENDİSİ ,YAZILMIŞ KİTAP, HADİSLER ADINI ,YAZAR AĞLAŞIR,, HÜSEYNİM ADINA ,ŞEHİT YARAŞIR.... ORDUBEYİ/CEM38 Şu benim iki oğlum dünyadaki iki çiçeğimdir. Allahım!ben hasan'ı seviyorum,onu sende sev ve onu sevenide sev. Allahım hüseyin'i ağlatanı affetme! ..HZ. MUHAMMED (s,a,a) 3 ÖKÜZFOTOĞRAF kısa anlatım
Zamanın bir vaktinde, memleketin birinde üç öküz varmış. Akça öküz, kara öküz, sarı öküz. Diğer öküzlere hem benzerlermiş, hem benzemezlermiş! Hangi taraflarının benzediği malum. Benzemeyen yanlarına gelince, birbirleriyle pek dost imişler. Hani, canciğer kuzu sarması dedikleri cinsten. Birbirlerinden hiç ayrılmaz, her yere birlikte giderlermiş. Beraberce otlar, yiyecek sıkıntısı çekseler bile bulduklarını kardeşçe paylaşır, asla dövüşmezlermiş. Bir tehlike ile karşılaştıkları zaman derhal birleşir, iri ve korkunç boynuzlarını kullanarak en azılı düşmanlarını korkutur, yanlarına yaklaştırmazlarmış. Doğrusunu isterseniz, dostluğun çok da faydasını görmüşler. En verimli çayırlara gidiyor, birlikte güzel güzel otluyor, semirdikçe semiriyorlarmış
Çayıra gelince üç ahbap öküzü görmüş, ağzından sular akmış, “Ah, diye söylenmiş. Şunları bir yesem de midem bayram etse!…” Önce adeti üzere kükremiş, sonra öküzlerin üstüne yürümüş. “Günaydın, arkadaşlar nasılsınız?” Padişah hatır sorunca, tabii akan sular durmuş, eğilip saygılarını sunmuş, cevap vermişler: “Sağ olun efendim, çok iyiyiz!” Aslan tekrar seslenmiş: “Değerli arkadaşlar, gelişimi galiba yanlış anladınız, sizi yemek istediğimi sandınız. Asla böyle bir niyetim yoktur. Karnım da zaten pek toktur. Günlerdir sizi gözlüyorum. Dostluğunuza, samimiyetinize hayran kaldım. Yiyecek her zaman bulunur, ama candan bir dost bulmak çok güçtür. Beni de aranıza almanızı, dost olmamızı teklif ediyorum. Sizi hiçbir zaman yemeyeceğime, üstelik bütün düşmanlarınıza karşı koruyacağıma söz veriyorum. Hayvanlar padişahı ile dost olmak istemez misiniz?…” Öküzler, aslanın dostluk teklifine öyle sevinmişler ki, neşelerinin fazlalığından böğürmeye başlamışlar. Bir aslanla üç öküz arasındaki duyulmamış dostluk böylece kurulmuş. Bir gün, üç gün geçer, aslanın iştahı kabardıkça kabarır, münasip fırsat kollar. Fırsat çıkmayınca, dayanamaz icad eder. Bir gün, akça öküz, çayırın yanındaki dereden su içmeye gitmiş. Aslan, kara öküzle sarı öküze ya nasip demiş ki: “Sevgili arkadaşlar, size büyük bir tehlikeyi haber vermek zorundayım. Akça öküz arkadaşımız yüzünden her gece kötü bir duruma düşüyoruz. Çünkü akça öküz, rengi çok uzaklardan seçildiği için, karanlıkta yerimizi belli ediyor, düşmanlarımızın silahına hedef oluyoruz. Çok düşündüm; yazık ki, başka bir çare bulamadım. Yaşamak istiyorsak, akça öküzden kurtulmamız şarttır. Onu aramızdan atmalıyız. Siz ne fikirdesiniz?”
Kara öküzle sarı öküz boynuz boynuza verip konuşmuşlar. Akça öküz giderse, çayırın kendilerine kalacağını da söyleyememişler ama, hesaba katmışlar. Nihayet; “Ferman efendimizindir, tedbiriniz münasiptir.”Cevabını vermişler. Arslan teşekkür ettikten sonra,
Kara öküzle sarı öküz, aslanın sözlerini akla yatkın bulmuşlar, akça öküzün yenmesine razı olmuşlar. Aradan beş gün geçmiş, aslan; sarı öküzle tek başına konuşmuş. Aynı hikâye, aynı düzen! Kara öküz de mideyi boylamış. Bir beş gün daha geçmiş: aslan, sarı öküzü almış karşısına. Bir kükremiş “Ey öküz oğlu öküz, demiş, sıranın kendine geleceğini hiç düşünmedin mi?”
Masal böylece bitiyor. Arslan, muradına ermiş, biz kerevetine çıkmışız: öküzler de aslanın midesine inmiş!
Galip Erdem, Mektuplar - Masal Sever misiniz, Devlet Dergisi, 1 Eylül 1969, sf.5 GÖÇ BAŞLADI..
Alıntı GÖÇ BAŞLADI.. BİZİMKİLERhttp://ordubeyi.blogcu.com/ ORDUBEYİ ÇİRKİN ADANA ELEKTRİK ,SU İŞLERİ TEKNİKERİ
http://sultan38.blogcu.com/ CEM GÜNAY İZMİR ELEKTRİK TEKNİKERİ
http://cem38.blogcu.com/ ZİYA ÇİRKİN ÇADIRYERİ FİGÜRAN
http://2temmuz.blogcu.com/ ALİ YILDIZ DEREBAŞİ ELEKTRİK TEKNİKERİ
http://globalm.blogcu.com/ ATİLLA YEŞİLYURT MÜH , ATİLLA KALO MÜH GÖRÜR KÖRLERKALP GÖZÜ KAPALILAR
Belki toplumun % 70 i bu kelimenin anlamını bile bilemez.Ezme hı rsıyla dolu ,kişilere saygısız bir toplum haline geldik ,ezileni göremez durumdayız .
Kalp gözü gönül gözüdür bakı lan gözden çok uzaklarda bir gözdür,görülmeyeni gören gözdür.Açı k olması için gönül kapısının açık olması gerekir,gönül kapısı göz kapısından öncedir ince narin bir yapıya sahiptir, herkes onu kullanamaz.Ya sapını kırar ya menteşesini yada tahtasını . Bu gözü açabilmenin yolu dugusal olmakla ,saf hareket, saf düşünce ,saf davranışla yaradana biatla olabilir . Başkasına yapılanı kendinde his eden ,duygunun kendisidir..Yaradılmış olan her canlıya eşit harekettir Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
||||||||||||||||||||
|
|